Bora USLUSOY'un GÜNLÜĞÜ
www.borauslusoy.com
posta@borauslusoy.com
26.02.2008
ART TUBE MP STUDIO V3 ile AMPLITUBE LE...
Yamaha ürünleriyle ücretsiz olarak gelen yazılımlardan biri de meşhur gitar ampli simülatörü Amplitube'un kısıtlı versiyonu Amplitube LE. Kısıtlı ama yine de iş görüyor, şahsen sık sık kullanıyorum. Yanlız; sinyali Amplitube'a yollarken 'front end' olarak kaliteli bir şeyler kullanmalı. Gitarı doğrudan preamplisiz bir ses kartı girişine bağladığınızda Input Level göstergelerinde yeşil ışığı yakamazsınız ve tatmin edici high gain tonları elde etmek pek mümkün olmaz. Giriş seviyesini arttırmak için kullanacağımız - bir kaç yüz liraya aldığımız - mini mikserler dip gürültüsünü tahammül edilemez boyutlara çıkaracaktır. Bu durumda lambalı bir preampli kullanmak işleri dramatik bir şekilde güzelleştirebilir.
Kenarda A sınıfı bir lambalı pre alacak bir kaç bin dolarınız yoksa fiyat;/kalite konusunda çok başarılı olan ART'lere bir göz atabilirsiniz. Hani şu 'muhtemelen dünyanın en çok satılan preamp'ı olarak falan lanse edilen ART Tube MP'nin azcık daha gelişmiş versiyonu Tube MP Studio V3 adlı cihazı geçenlerde New York'a giden kardeşime aldırdım. Malum uzun yıllardır burada kimse satmıyor bunları. MMA'daki ofisimde kurduğum mini stüdyomdaki Yamaha 01X mikserle denedim. Hatta ART'yi 01X'in Hi-Z ve diğer kanallardaki mic prelerle ve Behringer V-Amp Pro'nun amp+speaker simulatorleriyle de karşılaştırdım. Cubase'de her biri için ayrı kanallar açarak ve aynı Amplitube presetini her birine insert olarak yollayarak kayıtlar yaptım. V-Amp'ten gelen sinyaller de Amplitube kullanmadım, drive'ları cihazın kendisinden aldım. ART özellikle V-Amp'le kıyaslanınca açık ara birinci geldi. Gerçi 01X Hi-Z input da fena değildi ama ART daha canlı, daha gerçek daha az dijital tınlayan kirli tonlar elde etmemi sağladı. ART Tube MP Studio V3 fiyatının yüz amerikan dolarının altında olduğu bilgisini de vereyim unutmadan. Amplitube LE ile birlikte çok güzel bir ikili oluşturuyorlar. Gündelik kayıtlarda DI kaydedilen elektrik gitarla Amplitube yardımıyla kirli tonlar etmek için hep aradığım 'front end' çözümünü sonunda buldum.
23/12/2007
BOĞAÇ TOPAKTAŞ ELECTRONICS
Boğaç uzun yıllardır ses teknolojileri üzerinde çalışan İstanbul'lu bir tasarımcı. İkibinli yılların ilk yarısında uzun bir dönem kendisi tarafından tasarlanan Tiny Trio adlı preampliyi kullandım. Boğaç son yıllarda çalışmalarını tamamen dijital ortama yönlendirdi. Şu anda internet sitesinden hazırladığı plug-in'leri ücretsiz olarak paylaşıma açıyor. VST olarak çalışabilen bu plug in'ler arasında Juicy77 adlı gitar amfi simülatörü, TS' Secret - Efsanevi Ibanez Tube Screamer emulatörü, PEQ1, BEQ1, AEQ1, AEQ2, AEQ3 adlı ekolayzır modülleri yer alıyor.
Düşük gain'li Tube Screamer'ın gerçek dünyada bile pek meraklısı olmadığım için TSS'yi fazla kurcalamadım ama tahminimce sevenleri mutlu edecektir. Ancak uzun yıllardır Amplitube, Guitar Rig gibi sanal gitar amplilerin aktif bir kullanıcısı olarak Juicy77'yi tutkuyla bağrıma bastım! Yüksek gain'li tonları ve oldukça başarılı speaker simülatörü ile Juicy77'yi sık sık kullanıyorum. Hatta tüm uygulamalarda kullanmak istiyorum ama biraz fazla CPU kullanıyor. Zannediyorum Topaktaş ileriki versiyonlarında bu konuda iyileştirmeler sağlayacaktır.

kvraudio.com sitesinde iyi eleştiriler alan Boğaç'ın, çalışmalarıyla yakın ya da orta vadede dünya çapında işlere imza atacağına eminim. Ayrıca kendisinin camiamızda hakettiği krediyi alamamış olmasına da şaşırıyorum. Şimdilik tüm çalışmalarını kendi internet sitesinden ücretsiz olarak indirilebildiğini de hatırlatıyorum. Tüm müzisyen arkadaşlarıma tavsiye ederim.
28.10.2007
İLHAM
MMA'daki Şarkı Yazma Teknikleri dersimizde İlham kavramından bahsediyordum.
Besteci açısından ilham, aniden gelen ve bir çırpıda besteyi tamamlamamızı sağlayan, yarı transa geçmek gibi bir durum diye düşünülür. Ve ne zaman geleceği belli olmaz. İşte böyle nerden ve ne zaman çıkıp geleceği belli olmayan, adeta doğa üstü bir güç olan bu ilhamın gelmesini bekleyemeyiz. O gelmiyorsa biz ona gidelim! Şaka bir yana besteci kendine bazı çalışma yöntemleri geliştirerek her zaman konsantre olabilmeli, yaşadıklarından ve gözlemlediklerinden esinlenerek; istediği her zaman yaratıcılığını tetikleyerek üretimde bulunabilmelidir.

Peki bana hiç ilham gelmedi mi? Yani şarkının birini bir anda sözü ve müziği ile bir çırpıda, bir kaç dakika içerisinde yazıp kalkmadım mı masadan? Evet oldu bu. Pek çok defa.... Asla geri dönme de, Vapurlu Şarkı'da... Pek çok defa oldu. Ama bunu "İlham geldi, gaipten bir güçle yazdım" diye tanımlamak yanlış olur. Yaratıcılığın doruğa çıktığı anlar, duygusal olarak yoğun şeyler yaşadığımız ve sürekli müzik ürettiğimiz bir dönemde konsantrasyonumuzun tepe noktaya çıktığı anlardır. Bence bu işin spiritüel veya sihirli bir tarafı kesinlikle yoktur. Profesyonel bir besteci olarak duygu dünyamız çalkantılı bir dönemde olmadığı zaman ne yapacağız peki? Bilirsiniz; insanın özel yaşantısında en çalkantılı en fazla inişli çıkışlı zamanları en yaratıcı zamanları olabiliyor. Bon Jovi şarkılarından birinde geçiyordu: "Every rose needs the rain, just like every poem needs the pain" Profesyonel besteci olmak isteyenler bu işi bir sistematiğe bağlamalı, düzenli oalarak üretebilmeliler. Şarkı Yazma Teknikleri derslerinde de bunları tartışıyoruz zaten.
06.10.2007
KÜLTÜR EMPERYALİZMİ
Az önce Show TV'de 'Son Osmanlı Yandım Ali' filmini seyrettim. Hoşuma da gitti doğrusu... Emeği geçen herkesin eline sağlık.
Bir aksiyon filminde olması gereken tüm öğeleri barındırıyordu. Kahraman, sevgilisi, kötü adamlar, kavga, silahlar vb... Kurgu çok güzeldi, yerel bir kahramanın yaşadıklarıyla paralel olarak dönemim tarihsel gerçekleri anlatılıyordu. Amerikan sinemasında sıkça karşılaştığımız bir sinema dili. Dünyayı uzaylılar işgal eder, ama biz kahramanın gözünden izleriz olayı. Kendi ya da dünya tarihini (çarpıtarak) anlatıkları onlarca film seyretmedik mi? Bir de şu hiçbir zaman yenilmeyen, asla ölmeyen, ölse de dirilen (!) süper kahramanları yok mu? Süperman, Batman, Bruce Willis, Arnold S. (ne kadar zor soy ismi varmış, denemekten vazgeçtim), Rambo... Yıllarca Cüneyt ARKIN ve Dünyayı Kurtaran Adamla dalga geçtik ama Bruce Willis'in geri zekalı Die Hard filmlerini 27. bölümüne kadar bayıla bayıla seyrettik.
Bu filmleriyle binlerce insanı, koskoca kuşakları kendilerine, yaşam tarzlarına hayran ettiler. Özendik durduk. Müziklerine bayıldık. Hep onlar gibi olmak, hep onlar gibi çalmak istedik. Gitar çalıp Hendrix gibi olmak istedik, bağlamanın yüzüne bile bakmadık, yanından bile geçmedik. Kendi folklörümüze yabancılaştık.


Oysa Yandım Ali şöyle bir tokadını savurdu muydu karşısında İngiliz askeri kalmaz ayakta. Türk sinema endüstrisi de kendi kahramlarını geliştirseydi, kültür ihraç etseydi de Amerikalılar fes takıp, rakı içerek birbirini Osmanlı tokadı atarak dövselerdi fena mı olurdu yani? Missisipi Deltası'nda zenciler bağlama çalıp türkü çığırsalardı hoş olmaz mıydı?
İnsan topluluklarının birbirini hegemonya altına almaya çalışması, ulusların birbirini manipüle etmesi ne kadar iğrenç bir şey! Topluluklar farklılıklarını korumalı. Küreselleşme mi ? Ben almayayım...
Hepimiz kültür emperyalizminin kurbanları değil miyiz?
Helal olsun Yandım Ali, kurtar bizi...
16.09.2007
PRODIKEYS ve ASIO4ALL
Creative markasının Prodikeys PC-MIDI diye bir bilgisayar klavyesi var. Daha önce bir kaç kez dergilerde ya da internette görmüş ve ilginç bulmuştum. Ama 100$ civarındaki fiyatından dolayı almamıştım. Ne de olsa o fiyata gerçek bir MIDI controller alabilirdim. Ancak Vatan Bilgisayar'da 19$'a düştüğünü duyunca bu aleti almak şart oldu. 26 YTL tuttu. İngilizlerin bir lafı var: "This is a steal at this price" diye. Yani bu fiyata bu hırsızlık resmen diyor. İşte aynen o hesap.

Creative Prodikeys PC-MIDI, standart bilgisayar klavyesine monte edilmiş 37 tuşlu bir MIDI controller keyboard'dan ibaret. Üstelik (çok başarılı olmasa da) tuş hassasiyeti var. Yanlız tuşlar kötü bir plastikten yapılmış, kolay kırılabilir veya bozulabilir. Ama şimdilik bir sorun çıkarmadı. Sonuç olarak herkese tavsiye ederim. Evinde müzik yapan, MIDI keyboard'a ihtiyacı olan, bütçesi sınırlı olan ya da yeri sınırlı olan herkese öneriyorum. Standart bir bilgisayar klavyesinden azıcık daha büyük olan ve en küçük bilgisayar masasına bile rahatlıkla sığacak bu cihaz yeri dar olanları ayrıca mutlu edecektir. Normal bir MIDI controller gibi ayrı bir standa da ihtitaç duymayacaksınız. Yanlız uyarmadan geçmeyeyim, ciddi klavyeciler ve piyanistler hayal kırıklığına uğrayabilir. Bu küçücük, kargaçık burgacık tuşlardan memnun kalmayacaklardır, benden söylemesi. Malum audio-MIDI yazılımlarıyla kayıt yapan; gitarları, basları vs canlı çalıp davul, pad ve kemanlar gibi sesleri makinaya çaldıran kullanıcılar için birebir bir alet ve 26 YTL. Belki bir kaç tane daha alıp stok yaparım, ya da birilerine hediye ederim... :)
Bir diğer uyarım da şudur: Onboard bir ses kartı olanlar bu cihazı kullandıklarında gecikmeyle karşılaşacaklardır. İlk aldığımda dizüstü bilgisayarımla kullandım ve kullanamayacağım kadar fazla bir gecikme oldu. ASIO4ALL sürücüsü hızır gibi imdadıma yetişti. Bilmeyenler için kısaca izah etmek gerekirse; ASIO4ALL (herkes için Asio) beceriksiz ses kartlarının kendilerinden beklenmeyecek kadar iyi bir performansla çalışmasını sağlayacak bir Windows sürücüsü. Müziksever, yardımsever biri tarafından tasarlanmış ve internet üzerinden ücretsiz dağıtılıyor. Şu linkten ulaşabilirsiniz: http://www.asio4all.com
Bilgisayarı olan ama ayrı bir ses kartı olmayan, onboard ses kartıyla çalışmak zorunda olan sevgili öğrencilerim ve tüm diğer arkadaşlar! Bu sürücüyü bilgisayarınıza kurduktan sonra Cubase, Sonar gibi programları, Amplitube, Guitar Rig, Halion, Kontakt gibi VST'leri ve samplerları sorunsuzca, gecikme olmadan kullanabilirsiniz. 3-4 sene önce bu sürücü ilk keşfettiğimde gerçekten çok heyecanlanmıştım.
Kolay gelsin...
14.09.2007
DİJİTAL ADALET
Hemen şimdi, bu dünyada; anında gerçekleşen, sonuçlanan bir dijital adalet sistemimiz olsa ne güzel olurdu. Simultane adalet... Eş zamanlı... Realtime... Hata, suç gerçekleştiği anda tecelli eden; kusuru anında tespit edip yargılayıp cezayı infaz eden bir adalet sistemi olsa keşke. Herkesi her an, her saniye gözleyen, suç işlediği anda devreye girip müdahale eden bir dijital adalet sitemi... Tıpkı George Orwell 'in 1984 'ündeki gibi. Big Brother Is Watching You durumu... İşte o zaman caydırıcı olurdu.

Hırsızlık, yolsuzluk yapanı anında tespit edip kodese ışınlayacak mesela. Adam ne olduğunu şaşıracak. Olsa ne güzel olurdu...
Trafikte dikkatsizlik, umursamazlık, tedbirsizlik, cehalet yüzünden ölümlü ya da yaralamalı kazaya sebep olan maganda sürücünün şalterini indirecek, masum olan taraf hayatta kalacak. Tıbben tersi gerçekleşse bile anında müdahale edip olayları aksine cevirecek bir dijital adalet sistemi...
Herşey dahil beş yıldızlı tatil tesislerinde aç gözlü insanların tabaklarını tepeleme doldurup da yemeyip ziyan ettiği yiyecekleri bir kaç kilometre ötede köyde yaşayan fakir ve muhtaç insanların sofrasına ışınlayıp ziyafet sunacak dijital bir adalet sitemi...
Olmaz demeyin teknoloji çok hızlı ilerliyor. GPS, GPRS, WEP, WAP, 3G, Kablosuz İnternet... Saymakla bitmez.
Dijital adalet !
Hemen şimdi... Bu dünyada... Keşke olsa!
27.08.2007
V-AMP DESIGN YAZILIMI

Ekipman sayfasında bahsetmiyorum ama bilenler bilir...* Uzun bir süredir Behringer V-Amp Pro preamplifikatörü (önyükseltgeç!) kullanıyorum.
İlk aldığımda bir kaç kez açıp fazla ilgi göstermediğim V-Amp Desing yazılımını son günlerde kurcalamaya başladım ve çok faydalı buldum. V-Amp'i MIDI'den bağlayarak çalıştırdığınızda bilgisayar üzerinden cihazın parametrelerini değiştirmeye, preset listesini organize etmeye ve başka pek çok faydalı işe yarıyor bu V-Amp Design. Preampli'nin üzerinde birden fazla fonksiyonu olan pek çok potans var. Mesela 'tap' tuşuna basılı tuttuğunuzda Treble potu Presence oluveriyor. Bu ayarları yazılım sayesinde keyboard ve/veya mouse kullanarak yapmak çok daha kullanışlı. Ayrıca delay, chorus gibi zaman bazlı efektlerin parametrelerini milisaniye cinsinden çok spesifik değerlere ayarlamak mümkün oluyor.
*Sadece zeki insanlar bütün (küçük) yazıları okur!
25.07.2007
"MUSIC & LYRICS"
|
Geçen gün seyrettiğim 'Music & Lyrics' filminden bir sahne ve bir replik... Şarkı sözü ve melodi ilişkisini çok iyi tanımlıyor. Alex Fletcher (Hugh Grant) popülerliğini çoktan yitirmiş eski bir popstar, Sophie Fisher (Drew Barrymore) ise acemi ama kalemi kuvvetli bir şarkı sözü yazarıdır. Alex tekrar eski şaşalı günlerine dönmek için bir fırsat yakalamıştır, 36 saat içerisinde hit bir şarkı yazması gerekmektedir. Her zaman şarkı sözü yazarı bir partnerine ihtiyacı olmuştur. Alex'in evinde piyanonun başında yazmaya başlarlar... Sophie: Ne hakkında şarkı söylemek istersin? |
![]()
|
24.07.2007
BENCE EN İYİLER
En fazla dinlediğim, en sevdiğim ve etkinlendiğim albümlerin bir listesini yaptım ve herkesle paylaşmak istedim. Buyrun:

Joe Satriani – Surfing With The Alien
Thunder – Their Finest Hour (And A Bit)
Mr Big – Lean In To It
The Police – Their Greatest Hits
Del Amitri – Change Everything
Sass Jordan – Rats
Cry of Love – Brother
Vinnie MOORE - Meltdown
Bon Jovi – Keep The Faith
Guns'n Roses – Appetite For Destruction
The Black Crowes - Southern Harmony and Musical Companion
Alanis Morisette – Jagged Little Pill
Jimi Hendrix – Experience Hendrix: The Best Of Jimi Hendrix
Joe Satriani – Joe Satriani
Extreme – 3 Sides To Every Story
Aerosmith – Pump
Mazhar Fuat Özkan – the Best Of MFO
Mor ve Ötesi – Dünya Yalan Söylüyor
Whitesnake – Slip Of The Tongue
Dokken – Back For The Attack
Sheryl Crow – Sheryl Crow
Led Zeppelin – IV
Yavuz Çetin – Satılık
Pearl Jam – Ten
Bulutsuzluk Özlemi – Uçtu Uçtu
Billy Cobham – Spectrum
Serdar ÖZTOP – Mutluluğun Gözyaşları
Mirkelam – Mirkelam (2. albüm olması lazım)
MSG – Save Yourself
Saxon - Destiny
Bonnie Raitt – Nick of Time
22.07.2007
SEÇİMLER
Bir süredir internet sitemde diğerleriyle paylaşmak istediğim şeyleri yazabileceğim bir bölüm açmayı düşünüyordum. Bugün alınan seçim sonuçları fikir ve duygu dünyamda önemli bir iz bırakacak. Bu sayfayı başlatmam için tetikleyici bir etken oldu.
Yüzde 50'ye yakın bir oy oranıyla iktidar partisi seçimin galibi oldu. Cumhuriyetin hemen hemen bütün kurumlarıyla çatışan, sürekli kadrolaşan, dini kuralları esas alan bir yasam biçimini ve toplum düzenini empoze etmeye çalışan bir partinin Türkiye'deki her iki kişiden birinin oyunu alması gereçkten çok düşündürücü. Bazı yabancıların dediği gibi Türk halkı Atatürk devrimleriyle gelen laikliği içselleştirememiş, içine sindirememiş, bünyesi kabul etmiyor galiba. 80 yıl sonra ülkenin yarısı laiklikle ilgili sorunu olan bir partiyi büyük çoğunlukla iktidara getiriyor. Anlamak gerçekten çok güç. Bir ülke vatandaşlarının kültürel, sosyal ve ekonomik olarak bu kadar farklılaşması, bu kadar aşırı uçlarda yer alması yine ülkenin geçmiş kadrolarının suçu olsa gerek. Kendim dahil tüm ilerici, ulusalcı kişileri bu günden tezi yok daha aktif kişiler olmaya davet ediyorum.
Bora USLUSOY